Çocuk Gelinler

Serin bir mavi…
Ve sonra gökyüzü…
Nefes alır gibi içine çekmek hayatı… Kaçırmadan yaşamaya çalışmak…
Ve ne zaman duracak bu beynimin dönme dolapları “durdurun dünyayı” çınlıyor kulaklarımda…

Tüm hayali bu değil midir denize ve ufka bakanların?
O en uzağı görmeyi seçenlerin…
Kaldırılmış ve yasaklanmış dakikaların içine sıkıştırılan sevgi hali… ve sevmekten utanma hali..

Duygusal dünyada yok olup giden değerler…
Ve annenin beyaz pelerinine saklı umutlar…
Kim çaldı o ufka bakan çocuğun hayallerini? Kim oynadı yarınıyla?
Kim kızdırdı o kız çocuğunu?

Gözündeki umudu, o güneşi sen mi söndürdün?

Çocuk yaşta gelinlerin, okula gidecek yaşta eğitim verilmemiş ailelerin, kurak ve eksik kalmış kasabalarında evlendirilen ve güneşi sönen kaç kurban var dersiniz?

Araştırmalar endişelerin artmasına ikna edecek.

Dünya üzerinde 15-19 yaş aralığındaki her 5 kızdan 1’inin genç yaşta evlendirildiği, bu evlilikler sırasında başlık parası alındığı ve bu çocukların kocaları tarafından zarar gördüğü ise tespitler arasında.

Hal böyleyken – yalnızca Türkiye mi?
Tabii ki de hayır.
Dünya genelinde çocuk gelinler artmış hatta almış başını gitmiş!
İlk sırada Hindistan yer alıyor. Üzücü ve bir o kadar da şaşırtıcı rakamlar göz doldurmaya yetiyor…

Hindistan’da, kız çocuklarının %47’si 18 yaşından önce evleniyor, evlendiriliyor!
Yetmez gibi dergilere kapak olunan gelinlik modelleri ile çocuklara henüz gelinlik, evlilik, çocuk yapma, yemek yapma ile ilgili kavramlar bile yabancıyken bu kız çocuğu bir de insanların karşısında, gururu, onuru hiçe sayılarak objektifler karşısına geçiriliyor ve gelinlik ile poz verdiriliyor. Yüzündeki buruk ve umutsuz o ifade de işte “güneşi sönenlerden”.

Üstelik araştırmanın biraz daha derinine inince;
Bangladeş, çocuk yaşta evliliği yasaklamış. Buna rağmen, bu konuda dünyadaki en büyük yüzdeye sahip.
Ülkenin fazla nüfusuna da bakacak olursak dünya geneline yaydığımızda bir hayli fazla. Demografik yapı çocuk gelinleri yaygınlaştırıyor ve onları geleceğin avukatları, doktorları belki dünyayı köşe bucak gezecek gezgincileri, dünyayı değiştirecek, 40 yaş öncesi en etkili 100 kadın arasına girecekleri, astronotları, hakimleri herkesi her şeyi o gelinlikle o yaşta yok edip ,ortalığı da gözlerimizi de kör ediyorlar.
Bu durumda tuhaf olan bir diğer ayrıntı ise erkekler de erken yaşta evliliklere zorlanıyor. Ancak kız çocukları kadar sık rastlanan bir durum değil, yalnızca ısrardan ve hayat görüşünden ibaret olarak kalıyor.

İncelemeler ve araştırmalar yalnızca Hindistan ile de sınırlı değil tabii. Bu masum günahsız kız çocuklarının aileleri tarafından para karşılığı küçük yaşta evliliğe zorlanması üzerine çekilen ve benim de bizzat çocuk oyuncularla prodüksiyon alanında çalıştığım Türkiye’de ve hatta Fransa’da da büyük ilgi gören, aynı zamanda “sosyal sorumluluk projesi” olan “Halam Geldi” adlı filmi hala izlemediyseniz yazı bitimini dahi beklemeden bu filmi izlemenizi öneriyorum. Film, Kıbrıs’ta çekildi. Çocuk oyuncuların performansı, verilen sosyal mesajlar, jenerik müzikleri… Kusursuz. Ve daha gerçek olamazdı. Çekimlerin çoğu aşamasında gözyaşlarıma hakim olamadığımı hatırlıyorum. Tüm gerçekliği ile çocuk gelinleri konu edinen filmin ismi: Halam Geldi. Bu ismin de çok farklı ve entelektüel bir anlamı var ki… İzledikten sonra anlayacaksınız…

Ben her yaşımda ve hayatımın her anında küçük seslerin yaydığı titreşime inanmışımdır.
Bir kişi eğer ki başlatırsa bir akımı, bu dünyanın sesi, gelecek nesillerin yeni inancı ve sloganı, belki de hayatlarını baştan aşağı değiştirecek o aradıkları ses olabilir. Kim bilir, bir kişi sadece tek bir kişi bile dünyadaki o melodiyi değiştirmeye yarayabilir.

Bugün bir film izlersiniz,
Ve yarın siz de bir film olursunuz.
Hem de en dünyayı değiştireninden. Kim bilir…
Belki de her şey olmanız gereken kişi olmanız için sizi çağırıyordur.

Haksızlıklara dur demek,
Farkındalık yaratmak,
Elinizi küçük de olsa bir taşın altına koymak zor değil.
Zor olan, çocuklarınız yaşındaki, ışığı görmeyen çocukların okul sırası ve kitap kokusu yerine evde soğan doğrayarak mutfak tezgahına mahrum bırakılmalarıdır.

Zor olan, kütüphanesi olmayan ve okumayan kız çocuklarının bir adama ve bir erkeğ e mecbur bırakılmasıdır.

Zor olan, bu işleyen düzene hiçbir şey yapmadan oturmaktır.

Uyanın, uyandırın!

Nazlıcan Elestekin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *