Meydana Gelen Hırsızlık Olayı Sonucu Özel Güvenlik Şirketinin Hukuki Sorumluluğu

Günümüzde insanlar şehir hayatının beraberinde getirdiği güven ortamının sarsılmasına karşın daha tedbirli davranmakta ve oturdukları konutlardan çalıştıkları iş yerlerine kadar özel güvenlik hizmetine büyük önem vermektedir. Ancak ihtiyaçlar doğrultusunda sektördeki hızlı büyümeyle birlikte özel güvenlik hizmeti tahsis eden şirketlerin sayısı arttıkça niteliklerinde de büyük farklılıkların ortaya çıktığı görülebilmektedir. Şirketlerden ziyade özel güvenlik personellerinin güvenirliliği meydana gelen birçok olayda büyük bir etken olmaya başlamıştır.

 

Tabii ki de tüm tedbirlerin alınması bu tedbirlerin üçüncü kişiler tarafından aşılıp menfaatiniz dışı olayların vuku bulmayacağı anlamına gelmemektedir. Bu yazımda da sizleri konutunuzda veya işyerinizde meydana gelen hırsızlık olayı sonucu başvurabileceğiniz hukuki yollar hakkında aydınlatmak istiyorum.

 

Bizler ikamet ettiğimiz yaşam alanında birçok hizmet için konutların veya işyerlerinin yönetimine her ay düzenli olarak aidat ödemesinde bulunuruz. Gerçekleştirdiğimiz bu ödemeler karşılığında site yönetimleri tüm kat malikleri adına birçok hizmet sağlayıcısı ile bazı faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi amacıyla sözleşmeler imzalarlar. (Temizlik, güvenlik, peyzaj vs.) Özel güvenlik hizmeti veren güvenlik şirketi ile imzalanan sözleşmelerde bunlardan biridir. Bu sözleşmenin tarafları SİTE YÖNETİMİ ile ÖZEL GÜVENLİK HİZMETİNİ SAĞLAYAN ŞİRKET’tir. Sözleşmede iki tarafında birçok yükümlülükleri bulunmakla birlikte hizmet sağlayıcının yükümlülükleri 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu çerçevesinde belirlenmektedir. Tüm bunlarda ve sözleşmenin maddelerinin belirlenmesinde bir sorun yoktur ancak en büyük sorun sözleşmenin yükümlülüklerinin yerine getirilememesi durumunda ortaya çıkan zararımızı tazmin etmek için hangi görevli mahkemede ne gibi haklarımız olduğudur. Bunun için uyuşmazlığın taraflarını ve neden kaynaklandığını tespit etmekte fayda vardır.

 

Özel güvenlik şirketleri bu hizmetleri ticari ve mesleki faaliyetleri çerçevesinde hizmet sağlayıcısı olarak sunarlar. Hizmeti alan site veya işyeri yönetimleri ise ticari veya mesleki menfaat için değil, tamamen gereksinimlerinin karşılanması için hizmet almak isterler. İşte böyle bir durumda tüketici ve hizmet sağlayan kavramları ortaya çıkmakta ; meydana gelen uyuşmazlık sonucu 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine başvurmamız gerekmektedir. Güvenlik hizmetini sağlayan tüzel kişiliğin sözleşme hükmünü ihlal etmesi sonucu doğan zararın tazmini 6502 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine gidilerek Tüketici Mahkemesi’nden talep edilir.

 

Bizleri bu konuda aydınlatan hükümler 6502 sayılı Kanunun 13,14 ve 15.maddeleridir. Tüketici olarak ya ayıplı mala maruz kalırız ya da ayıplı hizmete. Bizim için burada önemli olan ayıplı hizmetten ne anlamamız gerektiğidir. Kanunda açıkça tanımı yapılmıştır aslında bu kavramın: hizmetin sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir.

 

Hizmet sağlayıcı ise sözleşme hükümlerine uymakla mükelleftir. (madde 14) Uyulmadığı takdir de tüketici olarak hangi seçimlik haklara başvurabileceğimizi ise aynı kanunun 15.maddesi bizlere göstermektedir. Sözleşmenin yeniden ifa edilmesini isteme, ayıp oranında bedelde indirim isteme hakkı veya sözleşmeden dönme hakkı bu seçimlik haklardandır. Ayrıca tüketici bu haklardan biriyle birlikte TBK hükümlerine göre uğradığı maddi manevi zarara ilişkin tazminat talebinde de bulunabilir.

 

Şuana kadar bahsettiğimiz hususlar tüketicinin aldığı hizmete ilişkin, hizmet sağlayıcısının sözleşme hükümlerine aykırı davranması halinde hangi mahkemede hangi kanun hükümlerine göre dava açılacağıdır.

 

Tüm bu genel açıklamalardan sonra konumuz olan özel güvenlik şirketinin meydana gelen hırsızlıktan doğan hukuki sorumluluğuna gelecek olursak öncelikle site yönetimi ile özel güvenlik şirketi arasındaki sözleşme hükümlerine bakmakta fayda vardır. Hemen hemen tüm sözleşmelerde olan güvenlik şirketinin yükümlülüklerinden biri sitenin giriş ve çıkışlarında kontrolleri sağlamaktır. Bunun ihlal edildiği durumlarda veya özel güvenlik personelinin görevini ihlal ettiği durumlarda kat malikleri olası tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır. Kat malikinin zarara uğraması durumunda davayı kimlere açacağı konusunda Yargıtay’ın benimsediği görüş hem site yönetiminin hem de güvenlik şirketinin sorumlu olacağı yönündedir. Ancak doktrinde bu konuda tam bir fikir birliği bulunmamaktadır. Bana göre bu konuda sorumlu olması gereken sadece güvenlik şirketidir. Çünkü site yönetimi de her zaman meydana gelebilecek tehlikelerden zarar görebilecek kat maliklerinden oluşmakta; kişinin hem zarar görmesi tehlikesiyle karşı karşıya olması hem de bu zarardan sorumlu olması hukuken pek de menfaat zedelenmesi ve hak arayışı ilişkisine uygun düşmeyecektir.

 

Peki özel güvenlik şirketi, personelinin sebep olduğu zararlardan dolayı hangi hükümlerle korunmaktadır? 5188 Özel Güvenlik Kanunu’nun 4.bölümündeki Mali Sorumluluk Sigortası hükümleri bu sorumuza cevap vermektedir. Özel hukuk tüzel kişileri ve özel güvenlik şirketleri, istihdam ettikleri özel güvenlik görevlilerinin üçüncü kişilere verecekleri zararların tazmini amacıyla özel güvenlik malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.( madde 21 )

 

Sonuç olarak, meydana gelen zarar sonrası, zarara uğrayan kat malikleri bulundukları yer Tüketici Mahkemesinde dava açarak seçimlik haklarından biriyle birlikte TBK hükümlerine göre maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2001/508 K sayılı kararında zarara uğrayan kişinin manevi olarak yıpranmasına dayanarak 1000TL’lil manevi tazminat talebini yerinde bulmuştur. Bunların yanı sıra kanun koyucu özel güvenlik personelinin ihmali sonucu meydana gelen zararlardan özel güvenlik şirketlerini korumak için 5188 sayılı kanunun 21.maddesinde mali sorumluluk sigortasını zorunlu hale getirmiştir.

Gökhan KURUCA – 21.Yüzyıl Hukuk Derneği YK Başkanı