Kız Çocukları Gibi Gülümse Dünyaya

Kız çocukları…

Onlar gibi gülümsemeye aç koskocaman bir dünya…
Ellerinden tutsak, koşacaklar…
Belki adımları birbiri ardına dahi karışacak!
O heyecan… O sevinç o yaşama aşkı…
Nerede yorulmak, nerede hüzün…
Bilemez ki durur bakar bir pencere başında,
Kız çocukları…
Kız çocukları gibi sev birini…
Mesela bir ağaca aynı bir kız çocuğunun baktığı gibi bak…
Bir gökyüzüne onun gördüğü buluttan resimler çiz…
Hatta eline aldığı her oyuncağa bir acı ismi koy…
Bir acıyı diğerinin yanına koy..
Yanan ana yürekleri…
Acıtır canını bu kış günlerinin.

Şimdilerde ise , bize kalan yalnızca bu şiirler…
Her an değiştirebilir miyiz? Evet… Her şeyi olduğu gibi bunu da sil baştan değiştirir, yeniden yazarız gerekirse her bir sonu mutlu bitirir. Sileriz o hüzünlü yaşları gözlerden.
Peki ya son durum ne Türkiye’de?
Evet son durum derken çocuk istismarından bahsediyorum.
Asıl buradaki son durum ne oldu sahiden?
Yakaladık mı savunmasız canlara hükmeden aşağılık katilleri?
Ruh katillerini, ruh soygunlarını…
Biz de alt üst ettik mi onların hayatlarını.
Ve ettiysek te onlar gibi edebildik mi?
Sahiden biz ne yapabildik?
Sahi biz ne yapacağız?
Beynimde dönüp duran karelere umarsızca bakıyorum ve gittikçe anlamsızlaşıyor akşamlar her bir duyduğum Çocuk TECAVÜZÜ haberi ile… Her bir hikaye ile bir kez daha kor olan kalbim yanıyor – tutuşuyor.
Bitiyor filmim…
Acıyor yüreğim…
En üst derece yangınlar çıkıyor kalbimden…
Çok üzüldüm…
Çok üzüldük…
Onlarcası yıkıldı.
Onlarcasının ise yaşlarından dünya sel aldı.
Şimdi ise sıcak evlerınde kurulmuş,çaylarından bir yudum alacak o tüm endişeli aileler.
Türkiye’nin gerek sosyal medya gerekse gündemine acı bir şekilde oturup tüm ana babaları ve bilumum seviye okuma yazma bilen her vatandaşı derinden yaralayan BİTİP TÜKENMEYEN – “ÇOCUK İSTİSMARI” rezaletleri…
Evet biricik hayatları olan ve belki henüz okuma yazma dahi bilmeyen oyuncakları ile oynayıp gece masum – pembe rüyalara dalan minnacık çocuklar… KADIN veya KIZ bile diyemiyorum onlar daha PEMBE dünyalarında yalnızca masal karakterleri ile beslenen ve nefes alıp veren melekler…
Nasıl bir canavarlık ve canilik diye tekrar tekrar bu vahşeti yaşatmak ve mürekkep gibi kafalara kazınıp uykular kaçıran bu deliliğe takılıp kalmayacağım… Yapacağım şey; bu deliliğe karşı neler yapacağımıza dair çözümler sunmaya çalışmak.
Toplumu bu denli ilgilendiren ve toplumun şahdamarına tecavüz edilen bir durumda ülkenin ve hatta tüm dünyanın birlik olup bu olağanüstü suça karşı BİRLİK olması. Toplum bu konuda neler yapabilir, çocuklarımıza nasıl yaklaşılmalı da bu vahşetleri önlemeli?
Sahi bu çıldırmışlığa karşı o canavarları linç ettikten sonra ikinci adım olarak ne yapılmalı?
Ünlü psikiyatrların önderliğinde çocuklara yönelik korunma ve çocuk istismarının önlenmesi adına “Çocuk Koruma Politikalarının” oluşturulması gerektiğini vurguluyor.
Bu programlar ise; tüm çocukların ve ailelerin içinde bulundukları koşulları iyileştirme ve yaşam kalitesini arttırma, risklerin oluşmasını önleme amacını taşıyor.

Etkili ve kapsamlı bir çocuk koruma politikasının oluşturulması için ise;
Eğitim düzeyinin yükseltilmesi,
Kamu sağlığı programlarının geliştirilmesi,
İşsizlik oranının düşürülmesi,
Ve ulusal gelirin arttırılması zorunlulukları vardır.
Gördüğümüz gibi cocuk istismarının birbrinden farklı korunma yolları var..
Bugün Adana’da Ayşe…
Yarınsa Antalya’da başka bir pembe dünyası yıkılan melek.
Şimdi ise amaç SON VERMEK.
El ele durmak – yılmamak.
Bilinçlenip ilerlemek.
Dünya Sağlık Örgütüne göre her 4 çocuktan biri fiziksel şiddete maruz kalıyor..
Dünya çapında çocukların %23’ü fiziksel şiddete, %36’sı duygusal şiddete,%26’sı ise cinsel istismara maruz kalıyor.
Cinsel istismar vakalarının yüzde 90’ında ise fail çocukların yakını çıkıyor.
Bu orana bakıldığında tehlike her zaman çok uzakta olacak diye bir şey yok – hatta yakında, çok da yakından çıkabiliyor…
Düşük ve orta gelirli 38 ülkede 17 milyon,
28 Avrupa ülkesinde 2,5 milyon kadın çocukken cinsel istismara uğradığını söylüyor…
Son yaşanan bir Jimnastik krizi ise BBC’den an ve an takip ettiğim üzere, fail küçük yaştan itibaren 7-8’i aşkın kız çocuklarına cinsel taciz uyguluyor, farklı farklı kızlara da bunları söylememeleri gerektiği ile ilgili akıl almaz manipülasyonlara başvuruyor.
Ses çıkaramayan ve bunun çok büyük bir ayıp olduğuna inandırılan başarılı jimnastik şampiyonları dahil bu vahşete göz yumuyor – ailelerine anlatamıyorlar.
Yaşları oldukça küçük ve fail tarafından da oldukça korkutulmuşlar… Ve nihayet genç kız olup belli bir yaşa gelen sporcular, yavaş yavaş toplanıp bu olay federal mahkemelere ulaştırıyorlar..
Fail müebbet hapse terk ediliyor..
Hak yerini geç de olsa buluyor.
İnternet İzleme Vakfının ise bu konuda bir tespitini sizlerle paylaşmak isterim; 2016’da çocuk istismarına dair içeriklerin yer aldığı 57 bin 335 internet sitesi tespit etti.
Yüreklendirip çocukları konuşamaya sevk edelim…
Acımasın daha çok kalp,
İnanıyorum başaracağız!
Pembe dünyalara bir gökyüzü de beraber çizelim. Olur mu?

Nazlıcan ELESTEKİN

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *