Sosyal Medyada Kişilik Hakkı İhlalleri ve Korunma Yolları

Sosyal medya haberleşme olanağının kolaylaştığı, iletişimin en hızlı yolla sağlandığı etkileşim aracıdır. Sosyal medya yoluyla her türlü bilgi paylaşımı, farklı kıtalarda bulunan insanların aynı anda ulaşabildiği dijital platform haline gelmektedir. Ancak bu dijital platform bazen olumlu yönde kullanılmamakta ve bundan faydalanan kişiler bazı kişilik hakkı ihlalleriyle karşı karşıya gelmektedir. Sosyal medya güçlü yönleriyle ve her geçen gün artan önemiyle hukukunda inceleme alanına girmiştir.

Kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün toplum içerisindeki yerinin belirlenmesi bakımından kişilik kavramı önem arz eder. Kişinin vücut bütünlüğü, şeref ve haysiyeti, yaşama hakkı, din, düşünce, vicdan özgürlüğü, sağlık, haberleşme hakkı gibi kişinin en temel ve hiç kimse tarafından, hiçbir şekilde ayrım yapılmadan bulunması gereken haklardır. Herkesçe uyulması ve üstün tutulması gerekir. Mustafa Dural’ın da deyimiyle kişilik hakkı, kişiyi var eden, kişiliğini serbestçe geliştirmesini sağlayan, diğer kişilerden farklılığını temin eden bütün değerler üzerinde ki bir haktır. Kişi istese de bu haklardan vazgeçemez. Öyle ki devlet dahi bu haklara müdahale edemez. Tam tersine devlet bu hakları korumakla yükümlüdür.

Sosyal medya kullanıcılarının çeşitli medya platformlarını kullanmadan önce belirli kurallara uyma yükümlülüğü vardır. Kurallar tüm kullanıcılar için geçerli, birbirlerinin haklarını ihlal etmeyecek şekilde konulmuş kurallardır. Nitekim sadece kullanıcıların değil, hizmeti sağlayanlarında verilen bu kişisel bilgileri hukuka aykırı olarak üçüncü şahıslarla paylaşmamak gibi yükümlülükleri vardır. Yani her iki tarafta belirlenen kurallara uymakla yükümlüdür. Ancak sosyal medya kullanıcısı ile hizmet sağlayıcısı arasında yapılan sözleşmeye rağmen hak ihlalleri gerçekleşebilmektedir. Tam bu durumda hukuk devreye girmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle beraber internet kullanımı hızını almamaktadır. Birçok alan bu hıza ayak uydurduğu gibi hukuk gibi geniş bir alan da teknolojinin gelişimine ayak uydurmak zorundadır.

Sosyal medyada hak ihlallerinin yaşanmaması için sosyal medyanın denetim altına alınması gerekir. Öyle ki kişileri koruma amaçlı bazı kısıtlamalara gidilebilir. Ancak kısıtlamanın da belli bir kıstasının olması gerekir. Nitekim sosyal medya kişilerin düşüncelerini özgür bir şekilde ifade edebildiği bir platformdur. Anayasamızın 26 maddesinde de bu durum “Düşünceyi açıklama ve yayma” başlığı altında belirtilmiştir. Tüm bunlara karşın insanların düşüncelerini yayma isteğinin olduğu bir ortamda, sınırın aşılmasıyla kişilik haklarına tecavüz de kaçınılmaz olmaktadır.
İnternet ortamında hak ihlalini yapan suçluları bulmak, yine bilgisayarın bize sağladığı kolaylık ile tespit edilebilmektedir. Bilgisayarların internette kendilerine ait IP adresleri vardır. IP adresiyle suçlunun bizzat belirlenmesi mümkün olmasa bile, en azından kolaylık sağlar. Sosyal medyanın verdiği rahatlıkla, diğer kullanıcılara sayıp döken kişi hakkında, hukuka aykırı olarak işlediği suçtan dolayı hakkı ihlal eden kişiye karşı ceza tatbiki yapılabilir. IP adresiyle de bu suçu işleyen kişilere ulaşılabilmektedir. Kişiler şeref ve haysiyet suçunu, sosyal medya kullanıcılarının bu platformlarda paylaştıkları resimlerin, videoların, yazıların altına, bu kullanıcıların şeref ve haysiyetini zedeleyecek şekilde yorum yaparak ihlal edebilirler. Sosyal medyada işlenebilecek diğer bir suç tipi tehdit ve şantaj suçudur. Özellikle Facebook, Twitter, Instagram gibi aktif kullanıcıya sahip hesaplarda tehdit ve şantaj suçu kolaylıkla işlenmektedir.

Sosyal medya da ki ihlaller yüzünden maddi ve manevi yönden zararları en aza indirebilmek için kişileri korumaya almak gerekir. Korunma yolları kişiyi dış eylemlere karşı müdahale sağlar. Bu müdahalelere karşın kimlerin sorumlu olduğu Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiştir. İnternet ortamında yapılan ihlallere karşılık 7 Nisan 2016 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren 6998 sayılı “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu” ile korunma sağlanabilmektedir. Bununla beraber 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun (5651 Sayılı Kanun), 23 Mayıs 2007 günü Resmi Gazete’ de yayımlanmasıyla yürürlüğe girmiştir. Bunlar gibi daha nice kanunun, teknolojik ve sosyal gelişmeler sonucu, insanların sosyal medyaya yoğun ilgisiyle beraber, kişilik ihlallerinin kaçınılmaz olmasından dolayı yürürlüğe girmesi beklenmektedir. İnternet ortamında işlenen suçlardan TCK ‘ nın 125. Maddesinde düzenlenmiş olan “hakaret suçu” bir başka korunma yoludur. Diğer bir korunma yolu TCK’ nın 132. maddesi olan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçudur. Kişisel Verileri Koruma Kanunu madde 3 başka korunma yolu sağlamaktadır.
Sosyal medya tüm dünyada kullanılan ortak bir sosyal mecra olduğu için, işlenen ihlallere karşı da ortak çözüm yolları sağlanmalıdır. İnternetin kendini sürekli yenileyip büyümesine karşın, hukuk kuralları yetersiz kalmaktadır. Bu sebeple oluşturulmasına internet kullanıcılarının da katıldığı kendine özgü bir sistemle, küresel düzeyde oluşturulabilecek kurallar ile düzenlenen etkili bir hukuk yolu belirlenmelidir. Buna yönelikte sosyal medya yolu ile kişilik hakkı ihlal edilen şahıslar bir daha böyle bir durumla karşılaşmamak ya da karşılaştıktan sonra böyle bir durumda neler yapmaları konusunda bilgilendirilmelidirler.

Kader AYDIN – yirmibir Ekip Üyesi

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *